Bu meraka kendimi kaptırmaya başladığım günlerde önce elimdeki kitapları okumaya çalışmış, özellikle resimlerin güzelliğinden etkilenip hadi bakalım demiştim kendi kendime, yapalım şu işi.
Bunun için önce gerekli malzemeleri toplamak gerekiyordu.
* Bonsai saksısı _ yok ama yayvan güveç kapları ve minik güveç kapları var, alırken diplerinden delik de açtırmıştım.
* Kum _ kolay, deniz kenarında yaşıyorum, bir naylon poşete biraz doldururum.
* Toprak _ kolay çiçekçiden alınır.
* Deliklerden suyla birlikte toprak da akıp gitmesin diye küçük ızgaralar _ o da kolay: sineklik ne güne duruyor, keser keser koyarım.
* Tel _nalbura bir koşu gidip hüsrana uğradıktan sonra evde alet edevat içinden birtakım garip kalın teller bulundu.
* Makaslar ve diğer güzel alet edavat _ manikür makası ile işe koyulalım bakalım.
* Tabii bir de bitki lazım _bir koşu çiçekçiye.
İyi kopya çeken biri olarak resimde gösterilenleri bire bir uyguladım. Saksıları hazırladım, toprağı (hatta eledim bile) kumla karıştırıp deliklerini sineklik parçalarıyla kapattığım saksıya yaydım. Deliklerden aynen tarif edildiği gibi telleri bile geçirdim
Ve bütün bu operasyonu en az on bitkiye uyguladım.
Bitkiler bana şu dersi öğretti:
Biz deniz kumu sevmeyiz, bu bir.
Bire bir kopya çekeceğine aklını kullan. Her işin bir hilesi vardır. Belli bir gelişme aşamasına gelmeden, üstelik köklerimiz de henüz hiç gelişmemişken saksı olmayan saksılarda yaşamamız mümkün değil.
Buna rağmen hayatta kalmayı başaran bitkiler de oldu. Ve onlar en büyük dersi öğretti:
Bitkiler ne pahasına olursa olsun ayakta kalmaya programlı (tabii bazıları daha az, bazıları daha çok).
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder